Doç.Dr.İlker Sarıkaya

Serebral Palsi

Serebral palsi (SP) halk arasında beyin felci olarak bilinmektedir ve gebelikte, doğumda ya da beyin gelişimi tamamlanana kadar yani doğumdan ilk beş yaşa kadar olan sürede beyinde oluşan geri dönüşümsüz ancak ilerleyici olmayan hasara verilen isimdir. Temel patolojik etmenler arasında annenin gebelikte kullandığı ilaçlar, geçirdiği hastalık, enfeksiyon, travma ya da genetik hastalık olabilirken ülkemizde erken ya da zor doğum, doğum sırasında oksijensiz kalma, kordon dolanması gibi problemler de SP’ ye sebep olabilmektedir. Ayrıca bebeğin doğum sonrası geçirdiği ateşli bir hastalık, enfeksiyon, travma ya da beyin kanaması gibi sorunlar da SP’ye neden olabilmektedir.

Serebral Palsinin Önemli Belirtileri Nelerdir ?

Her çocuğun hedefi farklı olabilir. Bazı çocuklar oturma becerilerini geliştirmek isterken, diğerleri yürüme sorunlarıyla mücadele edebilir. Dolayısıyla, hedefler bireye özgüdür ve bir çocuk için oturmayı sağlamak, diğer bir çocuk için yürümeyi hedeflemek gibi farklılık gösterebilir.

Serebral palsi tedavisi alanında yapılan çalışmaları dört ana başlık altında toplayabiliriz:

Serebral Palsinin Tanısı Nasıl Konulur?

Serebral palsinin tanısı gelişim geriliği gösteren çocukların klinik olarak değerlendirilmesiyle konabileceği gibi MR ve EMG gibi tetkikler de tanı da yardımcı olmaktadır. Çocukta klinik olarak gelişim geriliği görüldüğünde ve bulgulara rastlanıldığında, aileler bu durumu ihmal etmemeli ve doktorlarına başvurmalıdırlar. Muayene ve MR gibi tetkiklerin sonuçları ile teşhis, hastanın doktoru tarafından konmaktadır.
Aileler bazen MR çektirdiklerini ve sorunsuz çıktığını söyleyerek çocuklarında serebral palsi olmadığını düşünebilir. Ancak bu konuda son derece dikkatli olmak gerekir; MR’ı normale çok yakın olup hastalık görülebilen çocuklar olduğu gibi MR’ı soruna işaret eden ama normale çok yakın gelişim gösteren çocuklar da vardır.

Serebral Palside Tedavi Yöntemleri

 

Hedef her çocuk için farklıdır. Bazı çocukların oturma, bazılarının ise yürüme problemleri vardır. Bu nedenle hedef; kimi çocuk için oturabilmesinin sağlanması, kimisi için ise yürütülmesidir.
Ortopedinin bu alanda yaptığı çalışmaları dört maddede toplamak mümkündür;

1-Bazı hasta gruplarında müdahale yapılmadan beklenir. Sadece fizik tedavi gibi yöntemlere başvurulur, gözlemlenir, fizyoterapistin de önerileri doğrultusunda gerekli bir durum olursa müdahale edilir.

2- Botoks uygulanır. Botoks aşırı kasılan kasların kasılmasını durdurur. O sırada fizik tedavi yapılarak ya da alçı ile kasın boyu uzatılıp, gergin olan kasların gevşetilmesi sağlanır. Bu fizik tedaviyi kolaylaştırıcıdır ve bazen de ameliyata hazırlık yöntemi olarak kullanılır. Botoks etki etmeye üç haftada başlar; etkisi üç ayda maksimuma çıkar, altı ayda da azalarak kaybolur. Altı ay-bir yıl aralıklarla uygun olan hastalara yapılabilir.

3- Yumuşak doku ameliyatları yapılır. Bunlara tendon gevşetme ve kas transferleri ameliyatları denir. Bu ameliyatlar, botokstan fayda göremeyecek hastalar için uygundur. Kas transferi; çok çalışan kasların tamamının ya da bir kısmının vücudun başka bir bölümüne alınmasıdır. Dolayısıyla eklem bozuklukları ve yürüme düzeltilmiş olur.

4- Bir grup hastaya da botoks ve yumuşak doku ameliyatları artık etki etmeyeceğinden kemik ameliyatları yapılır. Kemik şekil bozuklukları, eklemlerdeki bozukluklar düzeltilir ve çıkık eklemler yerine oturtulur.

Hastalığın ortopedi alanındaki tedavisinde genel olarak şöyle bir şablon vardır; iki yaşından önce fizik tedavi ile takip etmek, iki-beş yaş arasında botoks, beş-sekiz yaş arasında yumuşak doku ameliyatı, sekiz yaşından sonra da kemik ameliyatı yapmak. Ancak bu durumun istisnaları da vardır.

Ülkemizde tedavi ile ilgili en büyük sıkıntı, birçok doktorun işbirliğini gerektiren bir hastalık olduğundan hasta yakınlarının hepsini aynı merkezde bulamaması ve doğru uzmanlara ulaşmakta zorlanmalarıdır. Merkezimizde sürekli birlikte çalıştığımız fizyoterapistimiz olduğu gibi gerektiğinde diğer branşlardaki doktorlara yönlendirmeyi de yaparak hastanın daha konforlu bir tedavi süreci geçirmesine olanak sağlıyoruz.
Yıllardır edindiğimiz tecrübelerimizle, pek çok hastanın tedavisini yapmakta ve yüzlerce ameliyat gerçekleştirmekteyiz.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Tedaviye Yönlendirme

Öncelikle bilinmesi gerekir ki serebral palsi tüm hastalarda aynı bulguları veren standart bir hastalık değildir; bu yüzden tedavisi de hastaya göre değişiklik gösterir. Tedavi çocuğun tüm hayatı boyunca sürer.
Tedavinin birçok aşaması vardır ve farklı branşlardaki doktorların işbirliği ile yürütülür. Bu hastalıkta fizyoterapistin önemi büyüktür çünkü fizyoterapist tedavi süresince çocukla en uzun süre geçiren kişidir. Çalışmaları yaparken gözlemde bulunması, gelişim tablosunda bir sıkıntı görürse çocuğu nöroloğuna yönlendirmesi gerekir. Çocuğun eklemleri ile ilgili bir problem olduğunu düşündüğünde ise çocuk ortopedistine yönlendirmelidir. Serebral palsi tedavisinde çocuk ortopedistlerinin görevi; çocukları ayakta tutmak, yürütebilmek için çeşitli yöntemler uygulamaktır.

 

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Tedavi için

bilgi

İlgili Yazılar

Kalça eklemini oluşturan kemikler arasındaki doğuştan gelen uyumsuzluğa gelişimsel “kalça displazisi” adı verilir. Kemikler arasındaki basit bir uyumsuzluktan, kalça çıkığının olduğu en ileri safhaya kadar görülen…
Her 1.000 doğumda bir görülen pes ekinovarus, erkek çocuklarında kızlara oranla daha sık görülür. Aileleri tedirgin eden bu hastalıkta tedaviye erken başlanması durumunda iyileşme oranı oldukça yüksektir…
Cam kemik hastalığının tıbbi karşılığı “Osteogenezis İmperfekta” denilen hastalıktır. Bu genetik hastalık ailedeki bireyler arasında tipine göre farklı kalıtım şekilleri göstererek ortaya çıkmaktadır. Genetik bozukluk temel olarak…